Duyurular

Gavs-ı Hizani -

Bitlis’in Hizan ilçesinde yaşadığından dolayı Gavs-ı Hizani lakabıyla anılmıştır. Esas ismi Seyyid Sıbgatullah Arvasi olan bu zatın soyu Hazreti Resullah’a (S.A.V) dayanmaktadır. Asılları Bağdat’tan gelmiştir. Gavs-ı Hizani (K.S.) Hazretleri, Hicri 1245 (Miladi 1829) tarihinde, İslami ilimlerle meşgul olmaya başlamıştır. Bu tarihte Van’da bulunan Şeyh Muhyiddin’in sohbetlerine katılmış ve ondan dersler almıştır. Şeyhin vefatıyla beraber Cizreli Şeyh Halid’in yanına gitmiştir. Bunun da vefatından sonra sırasıyla, Şeyh Salih-i Sipiki, Bitlisli Şeyh Musa ve yine Bitlisli Şeyh Abdulkadir’in yanlarında dersler alarak sohbetlerinde bulunmuştur. Hicri 1287 (Miladi 1876) yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Gayda’da vefat eylemişlerdir. Kabri şerifleri buradadır. Kamuran İnan ve Edip Safter Gaydalı’nın büyük dedesi olan Gavs-ı Hizani, asla doğruluktan, dürüstlükten ayrılmamış, bütün insanların teveccühünü kazanmıştır.

 Details...

Foto Galeri

Anasayfa arrow Köyümüz Tarihçesi
Köyümüz Tarihçesi
Geçmişi M.Ö. 2000'li yıllara dayanan bir yerleşim merkezi olan Bitlis il sınırları içinde Urartu, Pers, Mekadonya Krallığı, roma ve Bizans dönemlerine ait izlere rastlanmaktadır.

Halife Hz. Ömer zamanında (641) İslamiyetle tanışan Bitlis, Emeviler, Abbasiler ve Mervanilerin yönetiminde kalmıştır. Selçuklu ve Eyyubi Türkleri ile birlikte bölgeye gelen Müslüman Türklerden önce bölge, Türk iskanını Anadolu'da İslamiyetle tanışan Proto-Türklerle birlikte, Sultan Alparslan'dan beş buçuk asır önce görmüştür

Bitlis, Müslüman Türklerin Anadolu'ya giriş tarihi olan 1071'den itibaren çeşitli Türk devlet ve beyliklerinin idarisinde (Safavi, Selçuklu, Eyyubi, Ak Koyunlu, Kara Koyunlu Devletleri, Ahlatşahlar, Çandaroğullan, Şerefhanbey) Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgeye hakim oluşuna kadar gelmiştir. 1537 tarihli bir icmal defterinde Bitlis, çevresindeki Tatvan, Ahlat, Muş, Bulanık ve Hınıs nahiyeleri kendisine bağlı olan bir Osmanlı ili olarak gösterilmektedir.

Daha sonra Muş sancağına bağlı bir kaza olarak 19. yüzyılın ortalarına kadar gelen Bitlis 1879'da Siirt, Muş, Genç, Bitlis Merkez sancaklarının bağlı olduğu 4 sancak, 19 kaza, 8 nahiye ve 2088 köyden oluşan vilayet merkezi olmuştur. Bitlis merkez sancağının sınırları bugünkü Bitlis ilinin sınırlarına denk düşmektedir.

Bitlis 17, 18 ve 19. yüzyıllarda bölgenin kültür ve sanat merkezi olmuştur. Dönemin medrese, cami, külliye, han, hamam gibi yapılan bugün ilin geçmişteki o parlak döneminin delili olarak ayakta durmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde monografisini çizdiği dört ilden biri Bitlis'tir.

Seyahatnamenin Türkçeye çevrilen 6. cildinin 200 sayfayı aşkın bölümü Bitlis ve çevresini anlatmaktadır.

3 Mart 1916 tarihinde Ruslarca işgal edilen Bitlis, Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki 16. Kolordu ve Çanakkale cephesinden gelen 2. Ordu birlikleri ile milis güçlerinin mücadelesi sonucu 8 Ağustos 1916'da düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı başlarken nüfusu 60.000'e yaklaşan Bitlis, Rus işgali sırasında büyük bir yıkım ve göç yaşamış, özellikle Ermeni çetelerinin katliamı sonucu il merkezinin nüfusu birkaç yüz kişiye kadar inmiştir.

Bu sosyal, kültürel ve ekonomik çöküntünün sonucu olarak 12 Haziran 1929'da 1509 sayılı Kanunla Muş iline bağlanarak ilçe yapılan Bitlis, 1936 yılında yeniden il olmuştur. Ancak bu şehir tüm çabalara rağmen Birinci Dünya Savaşı öncesi parlak günlerini yakalayamamıştır.

Yolalan Belediyesi içerisinde kalan mahallelerden bazılarında Ermenilerin oturduğu sanılmaktadır. Yerleşmeler içerisinde en eskisi kalıntılarından kale olduğu anlaşılan yapıdır. Bu kalıntı Kale Mahallesi'nde Bitlis-Hizan Karayolu'nun Yolalan yerleşmesinde Hizan çıkışındadır.

Yerleşimdeki Yolalan, Kale, Konaç yerleşimleri Müslüman; Üçkardeş, Düzköy, Boztepe, Pınarbaşı, Çınarbaşı mahalleleri ise Ermeni yerleşim birimleri iken 1920'li yıllarda Ermenilerin bölgeyi terk etmesi ile yerleşme tamamen Müslümanların yerleşim yeri olmuştur.